AMASRA GEZİ REHBERİ
English German Italian Greek France Polish Russian Spannish Ukrainian Bulgarian Dutch Finnish Hindi Japanese
Google



Arası
KM'dir.


KARIŞIK MESAFELER

(İL-İLÇE KARIŞIK MESAFELER İÇİN)
(Burayı Tıklayın)


Adres Arama Motoru

TEL KIRMA YAPIMI
Tel Kırma Örneği

Bartın yazmaları , Tel kırma çeşitleri ve malzemeleri Amasra'dan temin edilebilir
ADRES:
Çekiciler Çarşısı. No: 2
Tel : 0 (378) 315 32 74



BARTIN
(GÜNLÜK VE 3 GÜNLÜK)


Wordpress Sayfamız

Kardeş Sitemiz

Amasragezi.wix.com

DIGITAL

************************************ ANTALYA'DAN KARADENİZ TURU ************************************


AMASRA GEZİ REHBERİ

Santral



BU SESİ DUYUN
 (Kaynak: http://www.haberanaliz.net/detay.asp?hid=74502)
Amasra Ziraat Odası Başkanı Rıdvan Özmen ve Amasra Su ürünleri Kooperatifi Başkanı Y. Avni Balcı müşterek imzalayarak bir feryat içeren bildiri ve yakınma göndermişler. Buradan yayınlıyoruz. Yetkilisi ilgilisi ve etkilisi duysun. "ÇEVRE FELAKETİ OLMASIN"

Bizler Bartın İli Amasra İlçesi Ziraat Odası(1215 üyeli) ve Su Ürünleri Kooperatifi(170 üyeli) olarak, üyelerimiz adına bu yazıyı yazıyoruz. Çünkü Amasra Çiftçileri ve Amasra Balıkçıları olarak, geçimimizi balıkçılık ve ziraatçılıktan sağlıyoruz.

 

Ziraatçılıktaki uğraşılarımız, Büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, meyve ve sebzecilik, fındık, buğday ve mısır yetiştiriciliği, kavak yetiştiriciliği ve bal üretimi şeklindedir. Amasra ve civarında palamut, mezgit, hamsi, barbunya, istavrit, kefal, lüfer, izmarit, zargana, kalkan gibi balık avı yapılmaktadır.

 

Bunun yanında yaşadığımız Amasra ve çevresi turistik bir yerdir. Amasra ile birlikte ilin tümünde 3.500 yatak kapasitesi vardır. Yılda ilçeye 400.000 civarında turist gelmektedir. Bazı günler, hafta sonları, ilkbahar ve sonbahar günlerinde 50-100 arasındaki tur otobüsü doğa ve kültür kâşiflerini bölgeye taşımaktadır.

 

Bölge turizminin kaynaklarını 3.000 yıllık tarih, doğal, kültürel ve peyzaj değerleri oluşturmaktadır. Kuşkayası Yol Anıtı, İnziva mağarası, kale ve kiliseler, Roma Bazilikası, Direkli kaya, Kemere Köprüsü, Ağlayan ağaç, Tavşan adası gibi kültürel, doğal ve peyzaj değerleri başlıca turistik ürünlerdir. Bunlara paralel olarak, Küre Dağları Milli Parkı var ki, üzerinde 27 çeşit turizmi mümkün hale getirmektedir. Bu konu aşağıda daha teferruatlı olarak değerlendirilmiştir.  

 

İlin tümünde konaklama, yeme içme, eğlence, hediyelik eşya üretimi ve satıcılığı alanlarında 1.500 kişi çalışmaktadır. Yine yöreden şoförü, simitçisi, esnafı, turist rehberi gibi yüzlerce meslekten insan evlerine ekmek taşımaktadır. 

 

Kısaca bizler, ürünlerini yöre pazarlarında, turistlere ve çevre illerden gelenlere toptan satarak ekmeğini kazanan binlerce kişi aile ve çocuklardan oluşuyoruz.

 

Bu günlerde Amasra'ya bir termik santral kurulmak istenmektedir. Hema isimli şirket, Çevre ve Orman BakanlığınaÇED(Çevre Etkileşim Değerleri) başvurusunda bulunduğundan; 24-25 Kasım 2010 tarihinde Halkı Bilgilendirme toplantısı birinci gün Amasra’da ve ikinci gün Bartın’da yapılacaktır.29 Kasım’da da Ankara’da format belirleme toplantısı vardır.

 

Bizler kadar tüm Amasra ve Bartın halkı da, santralden tedirgindir. Amasra ve Bartın Halkı kendi geleceğinden ve çocuklarının geleceğinden endişe etmektedir. Bu endişelerimizi sizlerle paylaşmak istedik.

 

Gerek Amasra Ziraat Odası ve Su Ürünleri Kooperatifi ve gerekse termik santrale karşı olan yüzün üzerindeki sivil toplum örgütü, yapılan yanlışlıklan ilgili makamlara bildirdiği halde, herhangi bir netice alamamıştır.

 

Bunlardan biri 1/100.000 ölçekli Bartın-Zoguldak-Karabük Çevre Düzeni Planı idi. O planda termik santrallerin yeri Zonguldak’da Filyos Vadisi'nde gösterilmiştir. Amasra ve Bartın civarına ise Kültür ve eko turizminin geliştirilmesi önerilmişti. Buna rağmen (ÇED) izninin verilmesi bir hukuksuzluktur.

 

Bir diğeri de Amasra ve yöresi, tarım Bakanlığı tarafından, su ürünlerinin üreme ve istihsal alanı olarak belirlenmiştir. Duyarlı Bölgeler kapsamına alınan sahada(Tarım Bakanlığı Sirküleri) balıkçıların avlanması bile yasaktır. Bu husus Çevre Etkileşim Değerleri Yönetmeliğinde özellikle belirtilmiştir.

 

Hal böyle iken, Enerji Bakanlığının Elektrik Üretim Lisansı, Çevre ve Orman Bakanlığının ÇED izinleri sayesinde, Hema isimli şirkete termik santral kurması hususunda yeşil ışık yakılmıştır. Termik santral kurulmakla, 3000 yıllık tarih, yeşilin cennet imajına büründüğü doğa, flora ve fauna, 60.000’e yakın insan, kar hırsına bürünmüş insanlar tarafından göreceli olara katledilecektir.

 

KÜRE DAĞLARI MİLLİ PARKI

 

Bilindiği gibi, 1999 yılında Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı, Avrupa Ormanlarında 100 sıcak nokta ilan etmişti. Bunların arasında; Küre ve Karçal Dağları ile İstanbul, İbralı Akseki. Amanos Ormanları ve Datça Yarımadası, Fırtına Vadisi ve Babadağ yer alıyordu.

 

T.C. Orman Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve FAO tarafından  TUR/96/003 numaralı 'Milli Parklar ve Korunan Alanların Yönetimi, Biyoloji Çeşitliliğin Korunması ve Kırsal Kalkınma' konulu dış kaynaklı proje kapsamında, 1996-1999 yılları arası Kastamonu ve Bartın illerinde yapılan çalışmalar sonucunda; alanın koruma statüsü;" Kastamonu Bartın Küre Dağları Milli Parkı " olarak 07.07.2000 tarihli T.C. Resmi Gazetede yayınlanmak suretiyle ilan edilmiştir.

 

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı, bu projenin yürütülmesi için her aşamada yardımcı olmuştur. Bu girişimlerinden dolayı Vakıf yöneticileri ile üyelerine Bartın Platformu olarak teşekkürü bir borç biliyoruz.

 

Türkiye'deki 9 sıcak noktadan biri olan Küre Dağlarının, Milli Parka dönüştürülmesinden dolayı, Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nca, St. James Sarayı'nda bir tören düzenlenmiştir. Vakfın Onur Başkanı Edinburg Dükü Prens Philip'in de hazır bulunduğu törene, dönemin Türkiye Orman Bakan Nami Çağan da katılmıştır. Söz konusu milli parkın ilanı; WWF tarafından "Yaşam İçin Ormanlar Kampanyası" çerçevesinde "Türkiye'nin Dünyaya Armağanı" olarak kabul edilmiş ve Bakan Nami Çağan'a "Yaşayan Gezegenin Onur Konuğu" iltifatı gösterilmiştir. Küre Dağları Milli Parkı Batı Karadeniz bölgesinde ve tarihsel geçmişte Küre-i Nûhas Dağları olarak bilinen ve günümüzdeki Küre Dağları üzerinde yer almaktadır. Planlama alanı 117 bin hektardır. Bu alanın 37.000 hektarı ise milli park olarak ayrılmıştır. Milli Park olarak ilan edilen 37.000 hektarlık alanın yaklaşık % 52'ye yakın bir kısmı, Bartın ili mülki hudutları içerisinde, diğer kısmı da Kastamonu ili mülki hudutları içerisinde kalmaktadır. Küre Dağlan Milli Parkı zengin habitat çeşitliliği, Karadeniz köknar-kayın karışık ormanları, yalancı makiler, deniz ve kıyı habitatları gibi çok sayıda bileşeni içeriyor.

 

Bu ekosistem çeşitliliği içinde, 675 bitki taksonunun yaşadığı biliniyor. Ancak uzmanlar gerçek sayının bundan çok daha fazla olduğunu tahmin ediyor. Küre Dağları 80 kadarı Türkiye'ye mahsus endemik bitki, 33 nadir ve 46 nesli tehlike altında olan bitki taksonu barındırıyor.

 

Türkiye'de yaşayan 132 memeli türünün 30 kadarına bölgede rastlanıyor. Milli Park Tasarı Gelişme Planı'na göre, alanda 129 kuş türü yaşıyor ve bunun 47'si tehdit altındadır. Diğer taraftan, Çevre ve Orman Bakanlığı, Küre Dağları Milli Parkı'nı PAN PARK listesine dâhil etmek için müracaatta bulunmuş olup, süreç devam etmektedir.

 

Küre Dağları her mevsim, bir masal diyarından manzaralar sunar. Kimsenin ayak basmadığını düşündüren doğal yaşlı ormanlar, dik yamaçlardan vadilere bakan ahşap köy evleri, insanı küçük hissettiren derin kanyonlar, içinde ürpereceğiniz mağaralar, sesiyle huzur bulacağınız şelaleler, rengârenk fistanlı köy kadınları, müziğin büyüleyici sesleri, yöresel yemekler, yabani çilekler, şimşir ve kestane ağaçlarıyla her adımda bir sürpriz saklar.

 

Küre Dağları Milli Parkı, bu kadar anlamlı ve gelecek nesillere bırakılabilecek bir miras iken; bir şirketin çıkarları için kurban edilecektir. 

 

Bir Türk şirketi olan Hattat Holding A.Ş; Bartın ili Amasra ilçesi Gömü ve Tarla ağzı köylerine 2 adet Termik Santral kurmak amacıyla, (ÇED) dosyası hazırlamış ve Çevre ve Orman Bakanlığına 2. kez başvuruda bulunmuştur.

 

Takdir edileceği gibi, konunun daha iyi anlaşılması için kronolojik olarak anlatmayı uygun görüyoruz.

 

Bu firma 2004 yılında, Türkiye Taşkömürleri İşletmesi'nce Amasra (B) Bölgesi olarak nitelendirilen alan içersinde, yeraltı kömürlerini çıkartma ve işletme hakkını satın alarak, Amasra'da konuşlanmıştır. Şirket yıllara yayılan kömür çıkarma taahhütlerinde bulunmuş, ilk üç yılda 500.000, ikinci üç yılda 2,5 milyon ton kömür çıkarmayı hedeflemiştir. Bu durum, işsizliğe çare olabilir düşüncesini barındırdığından, kamuoyunca takdirle karşılanmıştır. Çalışma planına göre, kömür çıkarımına uygun üç adet kuyu açma işlemlerinde bulunulmuş, bu alandaki çalışmalar devam etmektedir. Kuyulardan bir tanesi, Bartın'a içme suyu temin edilen kaynağın üzerinde olması nedeniyle, Bartın Belediyesi tarafından dava konusu yapılmış ve halen bu süreç işlemektedir.

 

Hal böyle iken, 2005 yılından bu yana,'bir gram kömür çıkarılmamıştır.

 

Şirketin eski beyanatlarında termik santral yoktur. 2008 yılı içersinde santral konusu deklare edilmiştir.

 

Diğer taraftan aynı dönemde, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından; Bartın-Zonguldak-Karabük Çevre Düzeni Planı(ÇDP) yapılmış olup, planda santral yeri olarak Filyos Vadisi önerilmiştir. Bartın ve Amasra, kültür ve eko turizminin gelişme yeri olarak Çevre Düzeni Planı'nda yerini almıştır. Şirket bu planı bozdurmak için çok uğraşmış, fakat başaramamıştır. Söz konusu Çevre Düzeni Planı, 2008'den bu yana, yürürlükte olmasına rağmen, şirket ÇED başvurusunda bulunmuştur. Anılan birinci ÇED dosyası Bartın Valiliğinin web sayfasında belirli bir süre kalmış, daha sonra kaldırılmıştır.

 

Birinci ÇED dosyası incelendiğinde şu bilgiler ve taşıdığı çelişkiler kolayca anlaşılıyordu. Şöyle ki, tesis kurulduğunda; santral+kömür madeni+kireç ocağında, olmak üzere toplam 1200 kişinin çalışacağı ifade ediliyordu. Bu durum, ithal kömür düşüncesini hatırlatmış ve kamuoyu tarafından tepki ile karşılanmıştır.

 

Santral detayında Bir günde 22.500 ton kömürün yanacağı söylenmiştir. Oysa Bartın'ın şehir merkezi 48.000 nüfuslu olup, bu miktardaki kömürü ısıtma amaçlı olmak üzere, bir yılda yakmaktadır. 5.800 kcl/kg kömürün kullanılacağı ifade edilse de, bu sefer kömür yıkama lavvarından bahsedilmemiştir. Ayrıca Lavvardan çıkacak katı atıkların depolanma yeri de gösterilmemiştir(Böylece 5.800 değil, 4.000 kcal/kg yanacağı anlaşılmıştır. Bu takdirde 4.000 kcal/kg kömürden miktar olarak günde 32.500 ton kömürün yanması gerekmektedir. Buradan hareketle neticede lavvarlanmamış kömürün yanması gerekiyor.) Baca gazlarının arıtılmasında desülfirizasyon metodundan, toz tutmak için filtrelerden bahsedilmiş olsa da, bu kavramlar detaylandırılmamıştır.

 

Bir günde yanacak kömür miktarı, başka soruları da beraberinde getirmektedir. Anılan miktardaki kömürün çıkması için, 50-60 bin dolayında kişinin çalışmasına ihtiyaç vardır. Her ne kadar şirket makineli üretimi ima etse de, kömür damarları düz gitmediğinden, bu mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla ithal kömür kullanma olasılığı daha fazladır. Bu kadar kömürün Amasra ocaklarından çıkıp çıkmayacağı da bambaşka bir tartışmadır.

 

İthal kömür kullanılacağını bir başka hadise desteklemektedir. Santrale yakın vaziyette 60.000-170.000 gros tonluk gemilerin yanaşmasına uygun liman yapımından bahsedilmiştir. Bu da ÇED'in içersine yerleştirilmiş uyumsuz bir görüştür. Kısaca tekrarlamak gerekirse; yanacak kömürün cinsi ile miktarı doğru dürüst anlatılmamıştır.

 

Küllerin büyük miktarının yer altından kömür çıkarılan galerilere yerleştirileceği ifade edilmiştir(4.000 kcal/kg kömür yandığında bunun %42"si kül olarak kalır. Bu net bir bilgidir. Buradan hareketle bir günde 13.5O0 ton kül çıkacaktır. Diğer bir deyişle bu 1.000 kamyon kül yapar). İstenirse belirli miktardaki külün çimento fabrikalarına, seramik sanayine satılabileceği vurgulanmıştır. Bartın'da sadece bir çimento fabrikası vardır ama seramik sanayi ile ilgili hiçbir işletme yoktur. Böylece 1.ÇED’deki kül meselesi bile, diğer açıklamalar gibi tatmin etmiyordu. Havada kalıyordu.

 

Amasra'ya kurulacak Termik santrallerde kullanılacak olan suyun miktarı hem 1.ÇED’de hem de 2.ÇED’de ürkütücü boyutlardadır. Sistemde Besleme Suyu(Make up), Proses Suyu. Soğutma Suyu, Baca Gazı Desülfirizasyon Ünitesi(BGD) suyu gibi sulara ihtiyaç vardır. Böylece bir günde(rakama dikkat ediniz) 11.904.000 M3) suyun kullanılması gerekmektedir. Soğutma amacıyla denizden alınan su, yüksek sıcaklıkta tekrar denize verilecektir. Deniz suyunun 10-12 derece ısınması nedeniyle, denizdeki yaşam dengesi bozulacak ve deniz canlıları birer birer öleceklerdir.

 

Diğer taraftan termik santrallerin doğaya ve insana, dönüşü olmayan zararlar verdiğine inanan Bartın ve Amasra'daki kişiler ve sivil toplum örgütleri bir araya gelerek Bartın Platformu'nu oluşturmuşlardır. Platformun eş sözcülüğünü Bartın Belediye Başkanı ile Amasra Belediye Başkanı yapmaktadır. Platform bugüne kadar olan çalışmalarında hep dik durmuş ve karşı tarafa hiçbir ödün vermemiştir.

 

Termik santral yapacak olan şirkete gelince; ismi HATTAT Holding hiçbir konuda güven vermemektedir. Yaptıklarından bahsetmek gerekirse; şirket yetkilileri Bartın ve Amasra'da 200'ün üzerinde köyü dolaşarak muhtarlara ve işsizlere, olmayan işler vaat etmişlerdir. Ayrıca Bartın'da günlük olarak yayın yapan yerel basını susturma yoluna gitmişlerdir.

 

Bu arada Enerji, Kültür ve Turizm ile Çevre ve Orman bakanları birçok kez Bartın'ı ve Amasra'yı ziyaret etmişlerdir. Termik santralle ilgili demeçleri; "Halk istemezse kurdurtmayız" demekten ileriye geçememiştir. Siyasetçilerimizden olan AKP Bartın Milletvekili de bakanların tarzında konuşmaktadır. CHP milletvekili ise her zaman bizlere destek vermiştir. Muhalefette olması nedeniyle bir yere kadar uzanabilmektedir

 

Bu açıklamalardan sonra, izninizle tekrar ÇED konusuna devam etmek istiyoruz.

 

Şirketin ilk başvurusu belirli bir süre beklenmiş, usulsüzlükten dolayı iptal edilmiştir. Bu gelişme karşısında kamuoyu rahatlamıştır. Bundan böyle bu ölüm makinesinin kurulamayacağını düşünüyordu.

 

Sessizlik içersinde günler geçerken: 24 Eylül 2010 tarihi itibari ile Hattat Holding'in Çevre ve Orman Bakanlığına, ikinci ÇED başvurusunu yaptığını öğrendik.

 

Böylece Çevre ve Orman Bakanlığı şirkete ait başvuru dosyasını, Çevresel Etki Değerlendirmesi Süreci Devam Eden Proje grubuna alarak, ÇED sürecini tekrar başlatmış oldu 

 

Bu projeye; Santrale yakıt sağlayan yer altı kömür işletmesi, endüstriyel atık (kül) depolama alanı, liman ve kireçtaşı ocağı dâhil edilmiştir. Proje bedeli 1 milyar 407 milyon EURO olan termik santrallerin, Hattat Holding uhdesindeki, Hema Elektrik Üretim A.Ş. (660x2 MW) ile Batı Karadeniz Elektrik üretim A,Ş. (660x2 MW) tarafından inşa edilmesi planlanmaktadır. Bu santrallerin toplam kurulu gücü 2640MW,tır.

 

Firmanın son ÇED dosyası incelendiğinde; yanacak kömür cinsi, miktarı, kül bertarafı, baca gazlarının arıtma sistemi, kullanılacak su miktarları, kömür yanacak kazan özelliği, birinci ÇED dosyasında anlatıldığı şekildedir.

 

Bu anlatacağım daha enteresan bir bilgidir. Kendisini işsizliği önleyecek bir melek gibi tanıtmaya çalışan Hattat Holding, alınacak işçi miktarını bu sefer 11.000 olarak ÇED dosyasında belirtmiştir. Tekrar hatırlarsak birinci ÇED'de 1.200 olarak belirtilmişti. Ne oldu da böyle yazıldı acaba? Santralın gücü mü değişti? Hayır. Yanacak kömür miktarı mı değişti? Yine hayır. Külü aynı. Zehiri aynı. Bacası aynı. Bu durumda bizler propaganda için 50.000 kişi yazılmadığına düğün bayram ediyoruz(!). Sonuçta işsizliği koz olarak kullanmak istemektedir. 

 

Diğer taraftan, 4.000 kcal/kg kömürün kül oranı %42'dir. 32.500 ton kömür yandığında, bir günde 13.500 ton kül çıkacağını, yukarıdaki açıklamalarda belirtmiştik.

 

Hatırlanırsa, İzlanda adasındaki volkan patladığında 7.500 tonluk kül ve gaz kütlesini atmosfere saçmış, bu atıklar gökyüzünde gezerken dünyada paniğe yol açmıştır. Bu sebeple uçak seferleri iptal edilmiştir. Birçok şehrin hoparlörlerinden küllü ve dumanlı hava geliyor, tedbir alınız şeklinde anonslar yapılmıştır. Hal böyle iken, Amasra santralından çıkacak küller ve duman neredeyse İzlanda volkanından çıkanın iki katı büyüklükte olacaktır. Bizleri korkutan da budur. Üstüne üstlük, şirket sahibi 2640 MW. güçteki santralı az görmekte ve miktarı artıracağından da bahsetmektedir. 

 

Diğer taraftan, santralın kurulacağı verin önündeki deniz (Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinden başlayıp, Cide yakınlarına uzanan saha) balıkların üreme ve istihsal alanıdır(Tarım Bakanlığı. 17 Temmuz 2008 tarihli Resmi Gazete'de Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ve yönetmeliğin EK-V bölümü; Bartın'ın bir kısmını Duyarlı Yöreler kapsamına alıp, 22.03.1971 tarih ve 1380 sayılı Sirkülerle, Su Ürünleri İstihsal ve Üreme Sahaları olarak belirlemiştir).

 

Yine ikinci ÇED dosyasında santral kurulacak yerin, 1. derecede deprem bölgesi içersinde yer aldığı belirtilmiş, bu nedenle inşaat aşamalarında bu özelliklere dikkat edileceği söylense de, çözüm önerilerini halk pek dikkate almamıştır. Çünkü karşısında güven vermeyen Bir şirket bulunmaktadır.

 

Bu değerlendirmelerden sonra, santralin hemen çevresindeki yerleşimleri de hatırlatmak istiyoruz.

 

Adını, içersinde akan ırmaktan alan(Parthenious) Bartın Şehir merkezi, kurulacak santrale kuş ucumu 9 km. uzaklıktadır. Nüfusu ise 48.000"dir. Hâkim ekonomi tarımdır. Kültür ve eko turizm olanaklarına sahiptir.

 

Antik çağdan beri Sesamos, Amastris, Salmastra isimleri ile anılan Amasra, termik santrale 3 km uzaklıktadır. Nüfusu 6.800"dür. Ona Bizans şairi Niketas. "Uyuyan Prenses". Fatih Sultan Mehmet, "Lala Lala Çeşm-i Cihan bura mı ola?" diyerek hayretini belirtmiş ve “Dünyanın Gözü”ne benzetmiştir.

 

Amasra turizmini 1940 yılında başlatmış ve hâlihazırda ekonomisi turizme dayanmaktadır. İstatistiklere göre bir yılda gelen turist sayısı 400.000"dir.

 

Yine santralın hemen kenarında 10’a yakın köy bulunmaktadır. Onlar da toplam 2.500 civarında nüfus barındırmaktadır. Santral yerinin 10-15 km.lik mesafesi içinde çok sayıda köy vardır.

 

Bilindiği gibi, santraller 100 km. çapındaki yerleşimleri etkileyebilmektedir.

 

Kısaca. Hema A.Ş.nin başvurusu üzerine. Çevre ve Orman Bakanlığı"nın kabul ettiği ÇED dosyası çelişkilerle dolu olup, bilimsellikten ve inandırıcılıktan uzaktır. Kamuoyunu aldatmak için hazırlanmış bir tuzaktır.

 

1/100.000 ölçekli Bartın Zonguldak Karabük Çevre Düzeni Planı. HATTAT Holding'e Amasra'ya termik santral kurma hakkı vermemektedir.

 

Termik santral kurulacak yerin hemen önündeki deniz sahası. Tarım Bakanlığınca Su Ürünleri İstihsal ve Üreme Sahaları olarak belirlendiğinden. Duyarlı Yöreler Kapsamına girmekte ve bu durum Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin LK-V bölümüne aykırıdır.

 

2640 MW. gücündeki santralın çevreye yayacağı kül. Karbon dioksit. Karbon Monoksit, Asit yağmuru gibi atıklar başta 60.000 insan için ölüm tehdididir. Bu sayıdaki insanların bir gecede ölme riski vardır(rüzgârsız ve durgun bir havada). Yaşayan insanların, göreceli olarak Akciğer kanseri ve astım olma durumları mevzu bahistir.

 

Bir günde denize deşarj edilecek 11.904.000 M3'lük sıcak su ve çamurlarlar, en azından 40 mil uzaktaki balıklarla birlikte yaşam yok edilecektir. Ayrıca Karadeniz'deki birçok plaj tarihe gömülecektir. Belki de Karadeniz “Küllü Deniz” olarak literatüre girecektir.

 

Türkiye'nin, Dünyaya Armağanı olan Küre Dağları Milli Parkı ile içindeki varlıklardan hiçbir iz kalmayacaktır.

 

Turizmden ekmek yiyen 1.500"ün üzerindeki insan işsiz kalacaktır.

 

Bartın'da ve Amasra'daki emlak ve konut fiyatları yok pahasındaki değere inecek olup, mülkler için satılacak insan bulunamayacaktır. Kısaca yaşayan insanlar göçebe durumuna getirilecektir.

 

Diğer taraftan. Türkiye Anayasası"nın 56. maddesi " Herkese sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı vermektedir. "Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların görevidir..." demektedir.

 

Sizin gibi nadide kuruluşların isim açılımlarında çevre, doğal hayat, korumacılık, yeşil, rehber odası gibi ulvi kavramlar bulunmaktadır. Biliyoruz ki, sizler yerkürenin bekası, varlıkların sağlıklı bir ortamda yaşaması için varsınız. Temiz ve yaşanabilir bir çevre için mücadele ediyorsunuz. Amasra'da termik santral kurulmakla, göreceli olarak işlenecek doğa ve insan katliamına kayıtsız kalamayacağınızı düşündük. 3000 yıllık tarihin bir defa daha yaratılamayacağı, yıpratılan doğanın geri gelemeyeceği, kar amacıyla yapılan eylemin katliam olacağı sizlerin de takdiridir. 

 

Aslında bugüne kadar siz nadide kuruluşlara ulaşmamamız bir eksikliktir Ya da Türkiye'de temsilciliği olan Avrupa ve dünya çevre örgütlerinin, konuyu duyduklarında bizlerin yanında yer almaları gerekirken, bu durumun bizden kaynaklanan bir iletişimsizlik olduğunu kabul ediyoruz.

 

Lütfen bu yazımızı acil bir davetiye olarak kabul ediniz. Çevre Etkileşim Değerleri(ÇED) başvurusunun bir gereği olarak; 24-25 Kasını 2010 tarihinde Halkı Bilgilendirme, 29 Kasımda da Ankara’da format belirleme toplantıları yapılacaktır. O tarihten sonra ÇED kararı Bakanlık tarafından verilecektir.

 

Bu durum karşısında;

 

3000 yıllık tarihin, milyonlarca yıllık doğanın kaybolmasını istemiyoruz.

 

32.500 tonluk kömürün dumanlarında çocuklarımızla birlikte boğulmak istemiyoruz.

 

Tıpkı sizler gibi etten, kemikten ve sinirlerden yaratılıp, duygularla yaşıyoruz. 

 

Bu yaşam mücadelemizde küçücük bir katkınız, direncimizi artıracaktır. Bunu sizden umuyoruz.

 

Gereğini bilgilerinize saygılarımızla arz ederiz.

 

İLETİŞİM

 

ADRES: Çeşm-i Cihan Lokantası Karşısı, Balıkhane Üstü 74300Amasra/Bartın/TÜRKİYE

 

TELEFON: 0378 315 25 33

 

                    0533 436 18 03

 

                    0542 515 23 14

 

E-MAİL: doganatmis@hotmail.com

 

               ismailof@hotmail.com

13 Kasım 2010 - 9:03:50 AM - 1 günlük
Ekleyen editör: 
HABERANALİZ

Amasra Logosu

AMASRA ANLIK ve 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
AMASRA AMASRA

............................................................................... => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=